Buraya yazmayalı biraz zaman oldu ancak, yazmaya devam edeyim. Anlatacak o kadar çok şey var ki. Bir de bunun üstüne daha ilk sefer gidişime dair anlatacak şeyler bitmeden ikinci kez gittim bıdıklarımı ziyarete!

Destiny School gerçekten yardıma ihtiyaç duyan bir okul, maddi yardımdan da ziyade bazı şeyler konusunda oradaki insanların, başta öğretmenlerin bilgilendirilmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Okula götürdüğüm yardımlar arasında bol miktar kırtasiye, şeker, çikolata, gofret, balon, yüz boyası gibi şeyler vardı. İkinci sefer gittiğimde ise 45 kg kıyafetle gittim, hepsi çocuklar için :) Kendime ise bir sırf çantası hazırlamıştım. Tabi bunların yanısıra hatrı sayılır miktarda da ilk yardım malzemesi götürdüm. Çünkü yarabandı gibi şeyler çok çabuk bitiyor. Çocuklar sürekli düştüklerinden dolayı.

Burada okuldaki öğretmenlerin de ilk yardım hakkında bir bilgileri yok, kanayan yaraya tuz basıyorlardı, görünce inanamadım. Sonra anlattım ki tuz yerine alkol sürmek, baticon gibi ilaçlar kullanmak daha iyi dezenfektan olur diye. Allahtan bu konular hakkında öğrenmeye çok açıklar, hiç itiraz etmeden dediklerimi uygulamaya başlamışlardı. Ancak ben gidene kadar her kazada, "aksidenti aksidenti medisın for dis" diyerek bana geliyorlardı. Okulun reviri olmuştum anlaşılan :)
Okula götürdüğüm ilk yardım malzemelerinin içinde oksijenli su ve baticon vardı. Götürdüğüğümün ertesi günü okula gittim, baktım öğretmenlerden biri 15-16 yaşlarında bir çocuğu evire çevire dövüyor, elinde bir ağaç dalı var, vurdukça vuruyor çocuğa, çocuk da yerlerde.
Bakamadım tabi,bir de tabi Swahili konuşuyorlar anlamıyorum, neyse ben gittim öğle yemeğini yapmaya ateşi yaktım pirinçleri ayıklamaya koyuldum. Diğer gönüllü arkadaşım da bana yardım ediyor fasulyeleri yıkıyor filan…
Sonra öğretmen geldi yanımıza, "Buna şahit olduğunuz için çok özür diliyorum ama iki kutu ilaç çalmış" dedi. Aldığım bir plastik kutuyu ilk yardım kutusu yapmıştım okula, açtım kutuyu baticon ve oksijenli su yok. “Bulmaya çalışıyoruz ilaçları” dedi öğretmen. Ben de dedim boşuna uğraşmayın, çoktan satmışlardır diye. Çok üzüldüm, hem okul için sonuçta o çocuklar için getirmiştim o ilaçları ama aynı zamanda o çocuk için de üzüldüm. Sonuçta bizim için üç kuruşluk ilaç olan oksijenli suyu onlar değerli bir şey diye çalıp satmışlar, okulun olduğu köydeki yaşam standardını bildiğimden büyük ihtimalle pirinç ya da şeker alabilmek için çalmıştır diye düşünüyorum. Ayrıca buradaki insanlar gerçekten hırsızlığa tahammülleri sıfır. Her gün sokakta oynarken gördüğüm o 15 yaşındaki çocuğu o olaydan sonra bir kere bile dışarıda görmedim. Zaten o gün okula babası da gelmişti bizim öğretmen döverken bir de o dövdü üstüne oğlunu.

Tabiki bu tarz şeylerin cezası bir kişiye bedensel bir çektirmede bulunmak değil ancak, böyle bir durumda da "mzungu" olarak insanların işlerine karışmak doğru gelmedi açıkçası, ne kadar o çocuğu yerde kıvranırken görmek içimi acıttıysa da, durun dövmeyin desem "sus mzungu sen karışma" deyip devam ederlerdi. Sonuçta burada farklı adetler, farklı bir sosyal düzen var. Bize doğru gelen onlara yanlış gelebilir ki bu çok doğal, bu gibi bir durumda da beyaz adamdan da ders alacak tarzda insanlar değiller ne yazık ki. Ama işte bu kişileri suçlayamıyorum hükümet dahil idarenin her alanında yolsuzluk çok fazla iken, polis teşkilatı tabiki bunun dışında değil ve ufak bir köyde de 2 kutu ilaç için polis kalkıp gelmez. Polis de yok zaten hiç görmedim Kambi Ya Kwanza köyünde :)
